<Jon Turk I Ihrac Ihtilal> @ 450 Broadway Gallery, Soho NYC
NY Arts Magazine Mayis 2000 sayisinda yer alan, Genco Gulan’in <Jon Turk / Export Revolution> adli yazisindan yorumlayarak ceviren; Yesim Ozsoy.
Mayis ayinda New York 450 Broadway Gallery’de yer alan, “Jon Turk” baslikli sergi kimlik, degisim ve yenilik kavramlarini tartismaya acan bir sergi.
Broadway’in eski pusku, grafitili pasli kapilarindan birinden iceri girerken, kafanizi kaldirdiginizda birden
Bogaz’in Kiz Kulesi’ni ve icinde “Cagdas Sanat Muzesi Tabelasi” tasiyan bir kayigi gorunce sasiriyorsunuz.
Ama Genco Gulan’in kuratorlugunu yaptigi sergide hicbirseye sasirmamak lazim. Ozellikle serginin konusu Jon (Fransizca’dan cevirirsek Genc) ve Turk kelimelerini icerdiginden zannediyorsunuz ki sergi oncelikle Genc Turk sanatcilardan olusacak. Oysa sergide bir araya gelen sanatcilar boyle bir kaliba girmedikleri gibi ortaya atilan sergi basligi coklu medyalarin da kullanimiyla farkli noktalarda tartisiliyor. Gulan’a gore bu ayrismanin sebebi kimlik arayisini biyolojik faktorlerden, irktan ve kimlik kartlarindan uzak bir alanda tartisma istegi.
Serginin ic giris kapisindan bir gorunum. sagda merdivenlerde Robert Ryan'in video yerlestirmesi.
Genco Gulan serginin giris kapisinda.New York Arts dergisinde cikan makalesinde kuratorlugunu yaptigi sergisini, Saatci
koleksiyonundaki islerden olusmus ‘Sensation’ adli sergi ile karsilastiriyor. Sensation adli sergiye sadece ‘genc’ ve sadece ‘Ingiliz’ olanlarin alinmasindan ve bunun disinda, farkli bir yas yada pasaporta sahip kimsenin alinamayacagi onergesinden yola cikarak kurguladigi sergisinde ‘genc’ ve ‘Turk’ olma kavramlarini tartisiyor. Bu nedenle sergide degisik milletlerden ve yaslardan sanatcilar var. Yani ‘Turk’ olmayan ya da ‘genc’ olmayan sanatcilar da… Fakat hepsinin birlestici noktasi ise Gulan’in deyimiyle “sanatta hala tutkulu bir sekilde yeniyi ariyor’’ olmalari...Sergide kullanilan ‘Jon Turk’ terimi Gulan’in deyisine gore, ingilizceye cevrilirken noktalamalarindan arindigindan ‘hibrid’ bir kelimeye yada yeni bir isime donusuyor. Yani ne Ingilizce ne Turkce ne de Fransizca bir tamlama. Bu yeni isim hala tarih ve politika’ya referans vermeye devam etse de bu gonderme cok daha indirekt oluyor.
Sergideki en belirgin baska bir ozellik de, serginin yine ‘kurgulanmis’ bir muze olan IstanbulCagdas Sanat Muzesi (http:www.istanbulmuseum.org) etkiligi olarak sunulmasi. Merdivenlerden cikip sergiye girmeden hemen once yer alanholde yine muzenin tanitmi dijital baski bir seri fotograf ile tekrarlaniyor. Sergide Istanbul’lu Ismet Dogan’in hemen giriste dikkat ceken tahta uzerine calisilmis cok yildizli Turk bayragi yorumundan tutun, New Orleans’li araba yarisi yazari, performans sanatcisi Tim Hailey’in karisik teknikli resimlerine, New York’lu John Plenge’in karsilikli etkilesimli dijital ses yerlestirmesine, Suzan Batu’nun duvar rolyefine, Marwan Tarraf’in Beyrut’tan savas fotograflarina kadar farkli anlayis ve kimlik arayislarinda cesitli islere rastlamak mumkun.
Gulan sergiyi tasarlarken dusundugu avant-garde ve jon Turk konseptleri arasinda, ispatlanamayacak bir baglanti oldugunu hissettigini soyluyor. Yine de bu onerge de sergideki pek cok sanatci ve is gibi ucu acik, belirsiz bir alana isaret ediyor. Kim bilir belki de bir konu basligi altinda uzanabileceginiz noktalarin en ucuna ulasmaniz icin bu belirsizlik sart…
Sergideki sanatci ve islere gelince:
- Abraham Lubelski kendi galerisinde sergiledigi isi, 250 bin adet el yapimi kagit uzerine cizimden olusan bir duzenleme. Galerinin surekli koleksiyonu olan yapit girisin hemen yanindaki raflarda konumlanmis durumda. Isteyen bu el yapimi cizimlerden alabiliyor. Bu anlamda is, sadece seyredilen sanat nesnesi olmaktan ve pasiflikten cikiyor.
- Baris Ger serginin tam ortasinda, adeta sekerli bir et yiginini andiran pembe kinetik heykelinde komigi, sevimliligi ve saldirganligi ayni potada eritmeye calisiyor. Heykelin uzerindeki hareketli aksam, mekanik gozlerin surekli olarak izeleyenlere goz kirpmasini sagliyor.
- Bulent Bas sergideki isinde dalgalanan bir Amerikan bayraginin videodaki goruntusune gizli bir dokunus eklemis. Goruntuye yaklasip ekranin ustundeki kulakligi alip dinlediginizde fonda calan melodinin Turce tanidik bir mars oldugunu fark ediyorsunuz.
- Esra Ozyurek akademik gecmisine paralel olarak Bernard Lewis’in Jon Turkler ustune yaptigi bir yorumu isinde kullanmis. Ozyurek isinde metin ve nesneler arasindaki iliskiyi incelemis.
- Genco Gulan sergiye degisim halindeki kimlik konusundaki arastirmalarini yansitan hareketli bir fotograf ile katiliyor. Bilgisayar ekraninda surekli degisen yuzu, bir sakal trasiyla degisen kimlik sunumlarini net bir sekilde ifade ediyor. Bu basit animasyonda ayni zamanda bir erkegin sakal trasiyla degisen yuzlerindeki toplumun saldirgan firca darbelerini goruyoruz.
Rahmetli Huseyin Katircioglu bir CD Rom'uyla sergiye katildi.
Hüseyin Katircioglu pek cogunuzun da bildigi gibi, geçen sene kendi performans mekanini yaratmak için Kasimpasa UnFabrikasinda calisirken merdivenden düserek sehit olan basarili bir sanatcimiz. Sergide, esi Dilek Katircioglu’nun izniyle bir adet CD Romu sergileniyor. CD ROM Huseyin Katircioglu’nun önceki performanslarini, kendisini ve Ya Da Tiyatro’yu anlatan fatograf yazi ve videolari iceriyor.
Ismet Dogan'in bayragi.
- Insel Inal sergi için bir video hazirlamis. Videoda cok yakin çekim bir göz ameliyatini izliyorsunuz ve eserin adi da “BATILI GIBI GORMEK ISTEYENE YAPILAN GOZ AMELIYATI DEMONSTRASYONU.”
- Ismet Dogan Jasper Jones gibi bayraklarla çalismayi seviyor. Çalismasinda Türk bayragini animsatan birbayragi yeniden insa ediyor. Bayragin arka planinda eski haritalar ve belki de hayal meyal insan teni goruyoruz.
- John Plenge bir ses tasarimcisi. Sergi için olusturdugu projede galerinin 3 boyutlu bir kopyasini bilgisayarda yeniden yaratarak bir enstrümani haline getiriyor. Plenge yarattigi bu mekana, Istanbul Cagdas Sanat Muzesinin yeni koleksiyonu olan “Manhattan’dan Isimsiz Resimler” adli koleksiyonundaki tablolari yerlestiriyor. Bu resimler, bilgisayarda sanal etkilesimli bir ortam olusturuyorlar (interfac). Kullanici bilgisayarda resimleri sectiginde gercek mekandaki ses sisteminden muzik duyuyorlar. Sonucta gercek ve sanalin teorik ve pratikanlamda birliktelik ve farkligi ustunde guzel bir deneme ortaya cikiyor.
- Marwan Tarraf Beyrut’tan bir savas fotografcisi. Eskiden Osmanli Imparatorluguna dahil bir ülkeden geliyor ve ayni durumda olan diger pek çok Orta Dogu ve Balkan ülkesi gibi, ülke bagimsizligini kazandigindan beri surekli bir ic savasi yasiyor. Fotograflarinda bu savaslarin ve travmanin izleri var.
Marwan Tarraf'in savas fotograflari
- Mehmet Sinan sergiye sponsorlarin tehditleriyle ilgili bir metin isiyle katiliyor. Merdivenlerin uzerine yazili Ingilizce metin; “Either or Neither, Nor” Turkcede’ki “Ya sev ya Terket” tamlamasini cagristiryor. (Sergi sponsorsuz gerçekle?mek durumda kalmis! )
- Robert Ryan 50lilerin filmlerinden alinarak farklilastirilmis bir imaji sergiliyor. Ryan, TV ekranlarindan edindigi görüntüleri su gibi baska materyeller kullanarak bulaniklastirmis. Bu görüntüler serginin girisindeki merdivenlerde uc degisik ekrandan sergilenirken, Ryan sergi alaninda kurdugu yerlestirmeye insan materyelini de katarak yabancilasma ve algiyla ilgili bir performans gerceklestiriyor.
- Selda Asal sergi için Paris’ten bir postkart yollamis. Postkart, Fransiz Devriminin baslica slogan kelimeleri olan ‘ozgurluk’, ‘kardeslik’ ve ‘esitlik’ (liberte, egalite, fraternirte) kelimelerini barindiriyor. Yolladigi post-kart, zarf ve kisa not beraber sergileniyor.
- Suzan Batu sergi için bir duvar projesi gerceklestirmis. Batu çalismalarinda kitsch’le ugrasiyor ve moda ve sanat arasindaki iliskiyi arastisiyor.
- Tim Hailey sanat ve araba yarisi konularinda epey tutkulu bir (Turk) sanatci. Cogunlukla cizim, video, hazir materyel ve performans gibi degisik mecralar kullanarak calisiyor. Bu sergiye karisik teknikle yapilmis iki tablosuyla katiliyor.
- Yesim Ozsoy yani ben sergiye bir aylik oglum Sinan Can’la katiliyoruz. Oglumla paylastigim ozel alani sergide kamu alanina acarken ayni zamanda bebekle birlikte bir kadinin degisen yasami ve anne olmanin disinda kisi olarak gorunur kalma dilegini ifade eden bir performans yapmaya calistim.
Suzan Batu'nun duvar calismasi. Onde Chris Plenge.
Yesim Ozsoy bir gunluk bebek performansindaBu sergi, kuratorun onemle belirttigi gibi, öncelikle degisiik ilgi alanlarina sahip farkli geçmislerden gelen sanatcilari ayni potada bir araya getirilmesini amaclamis. Bir araya gelen bu sanatcilarin en onemli ozelligi Gulan’in deyimiyle ‘hepsinin sanatta hala deney yapmaya devam ediyor’ olmalari. Bu nedenle çalismalar hala taze.
‘Genc’ ve ‘cagdas’ terimleri üzerinde dusunen kuratorun bir araya getirdigi bu inisli cikisli, sinirlari esnek, yine de bir arada iyi duran kalabalik, duzensizlik ve kaybolma pahasina ‘yeni mecra’, ‘genc sanat’ ve ‘oncu’ terimlerinin tartisiyor. Bu sergiyi de bu terimler etrafinda dolasan, degisimi ve terimler etrafindaki anlamlari arastirmayi hedefleyen bir baska deneme olarak kabul etmek lazim.
Sagda serginin genel gorunumu. John Plenge'in etkilesimli ses yerlestirmesini kontrol eden bilgisayar ekrani. Ortada Baris Ger'in kinetik heykeli. Solda Suzan Batu'nun duvar rolyefi. Yerdekiler Tim Hailey'nin kumas ustu resimleri ve Esra Ozyurek'in objesi.Sagda Marwan Tarraf'in savas fotograflari.